A History of Violence

16 Mart 2011 Çarşamba

A History of Violence


Viggo Mortensen



Yaşadığınız şehrin merkezinde bulunan bir küçük restoranda çalışıyor, mütevazı bir hayat sürüyorsunuz. Günün birinde, gündüz vakti, eli silahlı iki adam çalıştığınız restorana giriyor ve orada bulunan herkesi ölümle tehdit ederek çalışma arkadaşınıza tecavüze yelteniyor. Bu sahneyi görünce bir anda nevriniz dönüyor ve sizin bile beklemediğiniz bir anda, ani bir hamleyle eli silahlı iki saldırganı feci bir şekilde öldürüyorsunuz. Soru şu: siz, masum sandığınız ta kendiniz, aslında kimsiniz?

A History of Violence, 2005 yapımı bir David Cronenberg filmi. Cronenberg'i 'The Fly' ve 'Eastern Promises' gibi heyecan seviyesi yüksek filmlerden hatırlayabiliriz. 'Robocop', 'Top Gun' ve 'Star Wars VI - Jedi'nin Dönüşü' gibi filmleri yönetmenin de kapısından dönmüş bir yönetmen. Yani kendine göre iyi bir kariyeri var diyebiliriz. A History of Violence filminde daha evvelden çalıştığı Viggo Mortensen'le de tekrar birlikte olma imkanı bulmuş... vs. Ancak gel gelelim ki bir şeyler eksik... A History of Violence, belki de şimdiye kadar Ukde Sineması'nda izlediğim en vasat filmdi.

'Konu olarak ilginç sayılabilir'.

Film, Tom Stall'un (Viggo Mortensen), avukat karısı ve iki çocuğuyla birlikte Milbrook - Indiana'daki mütevazı yaşantısıyla başlıyor. Her şey çok normal. Küçük bir kafe, veya restoran nasıl derseniz, bir kaç tanıdık müşteri, gelip-giden kahveler, ufak-tefek pasta-çörekler... her şey son derece normal. Taa ki restorandan içeri eli silahlı iki adamın girdiği güne dek. 

Adamlardan teki restorandaki müşterileri etkisiz hale getirirken, öteki Tom'un mesai arkadaşına tecavüz etmeye yelteniyor. Bunun üzerine kimsenin nereden geldiğini bilmediği bir enerjiyle, hatta daha önemlisi 'tecrübeden geldiği hissedilen bir soğukkanlılıkla' Tom, adamlardan her ikisini etkisiz hale getiriyor -onları öldürerek- ve biranda tüm kasabanın kahramanı oluveriyor. Yerel medya Tom'un peşinden koşuyor, onu televizyona çıkarıp daha da meşhur etmeye çalışıyor vesaire, vesaire... 

Bu ilgiden hiç hoşlanmayan Tom, biran evvel normal hayatına dönmek istiyor. İşin aslı bu ilgiden memnun olan ailesiyse, zamanla Tom'un nasıl hissettiğine önem veriyor ve medyaya karşı Tom'unkine benzer bir tepki alıyor. Neticesinde gazeteciler Tom'un kapısından yavaş yavaş uzaklaşıyorlar fakat tam bu sırada Tom'un peşine siyah camlı bir makam arabası takılıyor. Kim olduğu ve nereden geldiği bilinmeyen bu araç, Tom'u geçmişiyle yüzleştiriyor.

İçinde bir yerlerde gizlediği şiddeti açığa çıkarmasıyla bir bedel ödemesi gerektiğini bilen Tom, ne yazık ki geçmişte olduğu gibi başına buyruk kararlar alamayacaktır, çünkü artık evli-çocukludur ve hesap vermesi gereken bir ailesi vardır. 

...

Yaklaşık bir buçuk saat süren film, tıpkı dediğim gibi; konusu itibariyle çok ilgi çekici. Ancak izleyenler kabul edeceklerdir ki film, geneli itibariyle oldukça zayıf, ve bağlandığı yerlerle bir çeşit tutarsızlık taşıyor. Gücün bedelleri, geçmişten kopamamak, bir şeyleri her daim açıklamak zorunda oluş gibi çok temel meselelere dokunmak isteyen yönetmen, bence sadece filmini 'iyi niyetli' bir biçimde, fazla üzerine eğilmeden çekmiş. Bir diğer deyişle 'yaratılırken epey çaba harcanmış konusunu heba etmiş'.



Tek alkışlanabilecek nokta: filmin son derece gerçekçi vurma-vurulma sahneleriydi. Onu da, bu bütçeyle yapıversinler, değil mi ama...

Ed Harris


Viggo Mortensen, onun karısını oynayan Maria Bello ve filmin küçük bir kısmında yer alan Ed Harris'in performansları oldukça ilgi çekici.  Fakat filmin Oscar adaylığı, 'en iyi yardımcı erkek oyuncu' dalında William Hurt'e gelmiş. Hurt'ün sergilediği zayıf performans bir yana, bu ödül adaylığına yalnızca 'maksimum' on dakika sahnede görünerek erişmiş olması; ya Akademi'nin o sene elinde pek fazla tercih olmadığına, ya da Oscar'ın sallama bir ödül olduğuna işarettir. İkinci şıkkın havada bir toz bulutu gibi dağılması ve benim tezimin yok olması dileğiyle(!).
Maria Bello


0 yorum :

Yorum Gönder