Oldboy
![]() |
| Oldboy, 2003 |
1929 Şili doğumlu sürrealist sinema yönetmeni Alejandro JODOROWKSI'ye 'en beğendiği beş cinayet sahnesini' sordukları zaman, şöyle bir düşünmüş ve sonra da "bir tanesi kesinlikle, Güney Kore filmi olan Seom'daydı!", demiş ve aldığı cevap sonrası şaşkınlığını gizleyememiş röportöre çıkışmıştı: "bir ABD filmi söylememi bekliyordun değil mi?.. Hayır, en iyi cinayet sahneleri Kore'den çıkar!".
Geçen gece Ukde Sineması'nda gösterilecek olan filmi seçmek için arşivimin başına geçtiğimde, aklımda Jodorowski'nin işte bu sözleri vardı. Yine bir Güney Kore filmi olan Oldboy'u, hiç düşünmeden, seçtik. Filmi başlattık, izledik, bitirdik ve kendi kendimize şöyle düşündük: "yahu arkadaş, bu Güney Korelilerin nesi var?.." Nasıl bir ülkede yaşıyorlar ki böyle bir ruh haline bürünüyorlar?.. Bu kadar 'siyah' bir sanat anlayışı olabilir mi!"
'Manga'dan türeme!..'
Memleketimizde anca lüks kitabevlerinde bulabileceğiniz bir şeydir 'Manga', o da olsa olsa İngilizce'sini. Pek popüler olamamıştır haliyle 'Manga' denen çizgi romanlar bizim topraklarda, fakat seveni de tam sever 'Manga'ları. Geçen sene tanıştığım bir kızın koca bir rafı Manga ile doluydu mesela, "bir tane okuyayım dedim, işte gördüğün bu 'manga' rafı ortaya çıktı sonra", demişti hiç unutmam...
Bu sebeptendir ki Manga kültürüne dair 'pek sınırlı' bilgiye sahibimdir. Ancak şöyle ifade edeyim; eğer her Manga'nın konusu, şu Oldboy'un konusu gibiyse, aman çocuklardan uzak tutun; kitabevlerinin bir bildiği var demektir...
Oldboy'un yönetmeni Chan-wook Park'ın Oldboy'u, meşhur Japon Manga Oldboy'dan türettiğini düşünürsek, öyle zannediyorum ki yukarıdaki tezimin sağlamasını yapmış oluruz!..
Tarantino'nun Kill Bill'inde bir takım sahnelerin kendine has bir çekim tarzı vardı. Gönül ister ki ismini bileyim de söyleyeyim, gönül ister ki siz de ismini bilin doğrudan anlaşalım. Fakat ben izah etmeyi yeğliyorum:
Hani şu sessiz sahneler var ya... Hani sanki Asya'dan kopup gelmişler!.. İşte onlardan bahsediyorum. Karizmatik bir dövüş aleti, siyah giyinmiş adamlar ve bir söz söyledikten sonra durağan bir ses efektiyle kameranın oyuncuların suratından kayması anı... Sanki bir roman okuyormuşçasına, sessiz ama sert sahneler... Ağır çekimler, ama hızlı sahneler...
Kill Bill'deki Lucy Liu'nun ailesinin öldürülüşüne, çocukluğuna döndüğü sahneleri hatırlayın. Hani şu çizgi film modunda çekilmiş olan sahneler var ya, onları gözünüzün önüne getirin işte...
Psikolojik olarak bir hayli zorlayıcı sahneler bunlar, hele ki ABD sinemasına vurgunsanız, çoğu zaman altından kalkamazsınız bu sahnelerin; yorar sizi...
İşte Oldboy'da bu teknikle çekilmiş bir film. Aslında 'çekilmiş' deyip, topu kameramana atmak biraz yanlış olabilir; diyaloglar, müzik, oyunculuk... aslında filme dair her teknik, işte bu tarzın eseri.
Manga okumasını sevenler Oldboy'u pek beğeneceklerdir; zira film Manga'nın kare kare beyaz perdeye aktarımı gibi...
"Sinemanın gittiği yeri görünce, kendimi fazlasıyla yalnız hissediyorum... Bana öyle geliyor ki sinema, üzerine en çok yaptırım uygulanan sanat dalı. Bir yazara romanının kaç sayfa olacağını söyleyemezsiniz, ancak sinemacı filmini belli 'normlarla' sınırlı tutmak zorunda kalıyor çoğu zaman. Bir sinema filminin süresi tartışma konusu olabiliyor, nasıl ve hangi tekniklerle çekileceği de elbette..."(Röportajda bu fikri başka cümlelerle anlatıyor N.B Ceylan; benimkisi aklımda kalışları itibariyle aklımda kalanlar.)
İşte bu normların tamamen dışında bir film Oldboy. ABD filmlerinden, ya da amerikanize olmuş sinemalardan ırak bir film... Alışmakta güçlük çekebilirsiniz, ancak bir kere kaptırdınız mı kendinizi, tadından da yenmez!..
![]() |
| Ji-tae Yu |




































